|
|
|||||||||||||
|
|||||||||||||
|
KARUN HAZİNELERİ UŞAK'TA
Batı Anadolu’nun iç batı bölgesinde yer alan Uşak, pek çok medeniyete beşiklik etmiş önemli bir yerleşim birimidir. Uşak ve çevresindeki yerleşimi M.Ö. VI. yüzyıla kadar götüren son araştırmalar, Bronz Çağında iskanın daha belirgin olduğunu ortaya koymaktadır. M.Ö. 1000 yılında Frig kültürünün batı sınırında kalan Uşak ve çevresi, daha ziyade İon kültürünün tesiri altında kalmıştır. Frig hakimiyeti döneminde köylüler ziraatla meşgul olmuşlar, mezar üstüne yığma tepeler, kayalar içine de odalar ve koridorlardan oluşan binalar oymuşlardır. Bu döneme ait olarak, Uşak’ın Bozkuş köyünün 3 km. kuzey-batısında Elma dağına inen vadide, yerden 30-40 metreyi bulan yükseklikte pek çok odalar vardır. Odalar içerisinde düzenli olarak ambar, raf, ocak ve taşa oyulmuş halka şekillerin bulunması bu devirde Uşak ve çevresindeki kültürel yapı hakkında bilgi vermektedir. Uşak’ın batı kısmındaki Değirmen Deresi üzerinde yer alan Kayaağıl’da da aynı tarzda odalar bulunmuştur.
Lidya Krallığı’nı Kral Gyges’in ele geçirmesinden sonra Uşak topraklarının da önemli bir kısmı Lidya Krallığı’nın hakimiyeti altına girdi. Dünyada ilk parayı basması ve kullanması ile meşhur devrin en zengin krallığı olan Lidya, Efes’ten Sus’a kadar yaptırmış olduğu Kral Yolu; Gediz (Hermos) nehrini izleyerek, Uşak İli sınırları içerisinde bulunan Güre Köyü Keromon Agora kentlerinden geçmektedir. M.Ö. 546’da tahta çıkan son Lidya Kralı Kroisos ile Pers Kralı Kyros arasında yapılan savaşın sonunda Lidya krallığı hakimiyeti sona erdi. Bundan sonra bölge, İran’dan gelen Perslerin hakimiyeti altına girdi. Makedonyalı olan Büyük İskender’in Anadolu seferi neticesinde Pers hakimiyeti M.Ö. 334 yılında sona erdi. Büyük İskender’in ölümünden sonra Uşak ve yöresi İskender’in önemli komutanlarından Antigon’un idaresine bırakılan topraklar içerisinde yer aldı. Ardından Bergama krallığı’nın idaresi altına giren Uşak ve civarı, M.Ö. 189 yılında Roma Konsülü Montius’un, yani Roma İmparatorluğu hakimiyetine geçti. Kavimler Göçü nedeniyle zayıflayan Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma (Bizans) sınırları içerisine dahil oldu. Uşak M.S. XII. yüzyıla kadar Bizans Devleti idaresi altında kaldı.
Çağda Anadolu’nun batısında yer alan, Güney Karai, kuzeyi Mysia, doğusu Phrygia, batısı İonia ve Aiolia bölgeleri ile çevrili alana Lidya adı verilmiştir. Batılı tarihçi Heredot’a göre, üç sülalenin yönettiği Lidya imparatorluğunun son sülalesi Mermnadlar, ülkeye yaklaşık 141 yıl egemen olmuşlar, Lidya’nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden en önemli ülke olmasını sağlamışlardır. Saray entrikaları ile ikinci sülale Heraklidler’den imparatorluğu ele geçiren üçüncü sülale Mermnadlar, Kral Gyges ile başlar. Ardys, Sadyattes, Alyattes ile devam edip, Kroisos (Karun) ile son bulur. M.Ö. 7. yüzyılın ilk yarısında Gyges ile başlayan güçlü Lidya İmparatorluğu parayı icat ederek, insanlık tarihindeki en önemli buluşlarından birini gerçekleştirmiştir. İlk Çağ dünyasının ekonomik gelişimini hızlandıran bu olay tarihin akışını da değiştirmiştir. Lidya’nın İlk Çağ dünyasının en zengin ülkesi durumunda olmasının en önemli sebebi Tmolos (Bozdağlar) dağlarından çıkan ve Hermos (Gediz) nehrine karışan, başkent Serdes’ten geçen Paktalos (Sart deresi) deresinin alüvyonları içerindeki altındır. Buradan elde edilen altın Lidya’nın kaderini belirlemiştir. Birtakım saray entrikaları ile ülkeyi ele geçiren Kral Kroisos, babası Alyattes’in ölümünden sonra MÖ.560 yılında tahta geçmiş ve akıl almaz zenginliği sayesinde “Karun Kadar Zengin” deyimiyle ününü günümüze kadar taşımıştır. M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait, Uşak ilinin 25 km. batısında, Uşak-İzmir karayolu üzerinde bulunan Güre Köyü yakınlarındaki Mıdıklı, İkiztepe, Aktepe, Haylaztepe ve Hartatepe’deki Lidya tümülüslerinde kaçak kazılarla bulunup kaçırılan ve tekrar ülkemize geri getirilen eserlere “Karun Hazineleri” denmektedir. Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen altın, gümüş, bronz ve mermerden meydana gelmiş olan bu hazineler, 1965-1966 ve 1967 yıllarında kaçırılmışlardır. Kültür Bakanlığı bu eserleri geri getirmek amacıyla New York Metropolitan Museum of Art aleyhine dava açmış ve sonucunda eserler 1993 yılında ülkemize geri getirilmiştir. Bu eserler Uşak Müzesi’nde sergilenmektedir.
Para, yüzük, küpe, kolye, bilezik, broş, enfiye ve krem kutuları gibi aksesuarların yanında kepçe, süzgü, çanak, kapak gibi çeşitli kaplardan oluşan hazinelerin üzerindeki eşsiz işçilik günümüzde bile hayranlık uyandırmaktadır. Yapıldığı dönemin en usta elleri tarafından, umutların işlendiği parçaların ayrıntıları paha biçilememe nedeni olarak görülmektedir. |
|||||||||||||