İLKLER ŞEHRİ UŞAK

Kökü çok eskilere dayanan Uşak, İç Ege'nin mütevazı bir şehri iken, 1900'lü yılların başlarından itibaren üst üste gerçekleştirdiği sanayi hamleleri ile ülke geleceğini ve millet kaderini tayinde ne denli iddialı olduğunu ortaya koymuştur. İlk şeker ve iplik fabrikaları, adı Uşak ile özdeşleştirilmiş battaniyesi, tekstil ve seramik sektöründeki başarısı, deri sektöründeki iddiası ile Uşak haklı olarak “Aşıklar Diyarı” unvanına layık olan modern bir şehirdir.

A- 1913 Sanayi Sayımında 13 Kuruluşun 3 Tanesi UŞAK'ta

XIX. yüzyılın son çeyreğinde, Uşak kazasında yün ipliği imalatı için fabrikalar kurulmuştur. Uşak’ın büyük halı tüccarlarından, Tiritoğlu Mehmet Paşa, Hamzazade Hacı Hüseyin, Hacı Gedikzade ve Hacı Mustafa Efendiler halı ipliği üretmek ve şayak (Kaba dokunmuş dayanıklı bir çeşit kumaş) dokumak üzere 1898 yılında bir fabrika kurdular. Bu fabrikanın arkasından Yılancızadeler ve 1902 yılında Bacakzadeler birer iplik fabrikası kurmuşlardır. 1905 yılında ise Bıçakcızade Biraderler ve Mehmet Zeki Kumpanyası iplik fabrikaları açılmıştır. 1910 yılında Hamzazade ve ortakları şayak fabrikası kurmuşlardır. XX. yüzyılın başlarında Türkiye’de çok az sayıda fabrika olduğu düşünülürse, Uşak’ta iplik fabrikalarının kurulması önemini bir kat daha arttırmıştır. Nitekim 1913 sanayi sayımına göre, Türkiye’de yün ipliği üretimi ve yün dokumacılığı yapan 13 kuruluştan 3 tanesi Uşak kazasında bulunuyordu. Uşak’taki iplik fabrikaları Cumhuriyet devrinde eski işlevlerinin yanında dokumacılığın diğer sahalarına; kaşmir (İnce, sık bir tür yün), şayak ve kumaş dokuma işlerine yönelmişlerdir. Cumhuriyet’in ilk on yılında Uşak’taki fabrika sayısı 5’e yükselmiştir. 1967 yılında ilde faaliyet gösteren 38 adet yün iplik fabrikası bulunmaktaydı. 1983 yılında ilde yün ipliği ve yünlü dokuma imal eden büyüklü küçüklü 78 atölye ve fabrika bulunmaktaydı.

B- Türkiye'nin İlk Çokortaklı Şirketi ve İlk Şeker Fabrikası

Osmanlı Devleti’nde şeker fabrikası kurmak için XIX. yüzyıl ile XX. yüzyılın başlarında yapılan şahsi teşebbüsler çeşitli engeller yüzünden gerçekleşememiştir. Cumhuriyet Döneminde özel sermaye ile Uşak’ta ilk şeker fabrikasını tesis eden Nuri (Şeker) Bey’in kafasında bu düşünce daha Osmanlı döneminde oluşmaya başlamıştır. Araştırmacı bir kişiliğe sahip olan Nuri Bey, Avrupa’dan şekerin, pancardan çıkarıldığını öğrendikten sonra XX. yüzyılın başlarında pancar yetiştirerek şeker üretmek için faaliyete geçmiştir. Çiftçilikle uğraşan köylülere pancar ziraatının nasıl yapılacağını öğretmiştir. Cumhuriyetin ilânından önce şeker fabrikası kurmak için harekete geçen Nuri Bey’in çok özverili çalışmaları sayesinde, 17 Aralık 1926 tarihinde Uşak’ta Türkiye’nin ilk şeker fabrikası açılmıştır. Fabrika en fazla 60.000 ton pancar işleyerek, 6.000 ton şeker üretecek kapasitedeydi. Böylece Türkiye’de özel sermaye ile ilk sanayi hamlesi başlatılmıştır. Uzun ve yorucu bir kuruluş aşamasından sonra fabrikanın açılış töreni yapılmış ve üretilen şekerlerden numune olarak Mustafa Kemal Paşa’ya götürüldüğünde Paşa, Nuri Bey’e “Her sahada madalyamız vardı. Sen ilk iktisat madalyasını bize kazandırdın... Ben düşmanı denize döktüm, sen iktisadi harp ilan ediyorsun... Bu şeref hangi aileye nasip olur” diyerek Nuri Bey’i olağanüstü çalışmalarından dolayı övmüştür. Fabrika, işletmeye açıldıktan bir süre sonra işletme sermayesi sıkıntısı sebebiyle Atatürk’ün emriyle devletleştirilmiştir. Nuri Şeker öncülüğünde kurulan Uşak Şeker Fabrikası, Cumhuriyet Döneminin ilk çok ortaklı tesisi olması açısından, Türkiye ekonomisi için önemli katkıları olan bir tesistir. Fabrika, başta şeker pancarı ile uğraşan köylüler, pancarı işleyen fabrika personeli, tesise hammadde getiren ve üretilen şekeri pazara taşıyan nakliyeciler, fabrikaya çeşitli ürünler satan ve üretilen ürünü il içi ve dışında pazarlayan esnaf olmak üzere farklı sektörlere önemli katkılar sağlamaktadır. Uşak Şeker Fabrikası şeker pancarından şeker üretirken geriye posa halinde kalan küspeyi köylüler hayvanlara yediriyordu. Şeker üretirken geriye kalan melas önceleri müskirat içkisi yapan yerlere göndermekteydi. 1931 yılında Uşak Şeker Fabrikası yanında bir ispirto fabrikası kurulmasıyla, Uşak yeni bir fabrikaya daha kavuşmuştur.

C- Elektriği İlk Kullanan Anadolu Kenti

Uşak şehir merkezine, belediyenin çalışmaları sonucunda 1902 yılında elektrik getirilerek, kaza aydınlatılmıştır. 1931 yılında Uşak kaza merkezinde 25.000 TL sermayeli bir elektrik şirketi kurulmuştur. Zamanla elektrik fabrikası kaza merkezinin ihtiyacına cevap veremez duruma geldiğinden, şirket kurulduktan sonra yeni bir elektrik fabrikası kurulmuş ve 6 Mart 1932 yılında bu fabrikanın açılış töreni yapılmıştır. 1935 yılında hissedarların kararı ile sermayede büyük payı olan belediye, 1936 yılında adı geçen şirketi satın almıştır. Cereyan işini de kendi makinesinden temin etmeye başlamıştır. 1953’de bu makinenin yerine dizel jeneratörler getirilerek, konutların yanında kısmen sanayiye de elektrik verilmeye başlanmıştır.

Sayfa BaşıBölüm Başlangıcı

UŞAK TARİHİ

Uşak ve çevresinin MÖ 4000 yılından itibaren yerleşime açıldığı anlaşılmaktadır. Özellikle bronz çağında yerleşimin daha yaygınlaştığı görülmektedir.

MÖ.2000 de Anadolu'da ilk siyasi birliği kuran Hititlerin 1000 de ise Frizlerin batı sınırını oluşturan Uşak ve çevresi bu kültürlerden ziyade İon Kültürünün etkisi altında kalmıştır.

MÖ. 7. Yüzyılda Kral Gyges'in Lidya İmparatorluğunu ele geçirmesi ile topraklarının büyük kısmı Lidya'da kalan Uşak. MÖ. 620'de tamamen Lidya'nın egemenliğine girmiştir. Dünyada ilk kez parayı basan ve kullanan, döneminin en zengin krallığı olan Lidya'nın hakimiyeti MÖ. 546 yılına kadar devam etmektedir. Bu süre içerisinde Efes'ten başlayan kral yolu yapılmış ve yol Gediz (Hermos) nehrini takip ederek Uşak ili sınırları içerisinde Güre köyü, Uşak-Keromon-Agora kentlerine uğrayarak devam etmiştir.

MÖ. 546'da Lidya'nın son kralı Kroisos ile Pers Kralı Kyros arasındaki savaşta Lidya'nın tarihten silinmesi sonucu bölge İran'dan gelen Perslerin hakimiyetine girmiştir. Pers egemenliği MÖ. 334 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihte Makedonya’ lı Büyük İskender' in Anadolu seferi sonucu bölge tüm Anadolu gibi Büyük İskender’ in hakimiyetine girmiş, İskender' in ölümünden sonra ise bölge, Büyük İskender' in generallerinden Antigon' un payına verilmiştir. Daha sonra bir süre Bergama krallığına bağlanan Uşak ve çevresi MÖ. 189 yılında Roma Konsülü Montius' un himayesine, başka bir ifadeyle Roma hakimiyetine geçmiş, Kavimler Göçünden sonra Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılması neticesinde Doğu Roma sınırları içinde kalan Uşak, MS. 12, Yüzyıla kadar Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1071'den sonra yöre, zaman zaman Selçuklular ile Bizanslılar arasında el değiştirmiş, 1176 yılında Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile Bizans İmparatoru Manüel Komnenos arasında yapılan Miryakefalon (Kumdanlı) Savaşı sonucunda Selçuklulara geçmiştir.

Sultan II.Kılıçarslan yeni bir fetih hareketine girişerek 1182'de Uluborlu, daha sonra Kütahya civarını fethetti. Uşak yöresinin de bu sefer sırasında Selçuklu hakimiyetine geçtiği muhakkaktır. Çünkü; Selçuklu sınırları Denizli'ye kadar yaklaşmıştı. Bu arada Sultan ll. Kılıçarslan 1185 tarihinde ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırdı. Bu taksimat sonunda Kütahya-Usak-Uluborlu bölgesi Gıyaseddin Keyhüsrev' e verildi. Bu taksimattan sonra kardeşler arasında hakimiyet mücadelesi haşladı. l. Gıyaseddin Keyhüsrev 1192 tarihinde devletin başına geçmeyi başardıysa da diğer kardeşlerini bertaraf edemedi ve 1196 da II. Süleyman Şah tarafından sürgüne gönderildi. Kardeşler arasındaki bu taht mücadelesinden yararlanan Bizans Kütahya-Uşak civarını geri aldı. Bizans Hakimiyeti 1233 tarihine kadar sürdü. B u tarihten itibaren Uşak civarı artık tamamen Türk hakimiyetine geçti.

Uşak, Anadolu Selçukluları döneminde bu devletin bir anlamda sınır şehri olmuştu. Sultan Alaaddin Kevkubad zamanında, Kütahya ve Uşak civarının kesin olarak Türk hâkimiyetine girmesini takip eden yıllarda, bölgeye kesif bir Türkmen yerleşmesi olmuştur. Bundan sonra Uşak ve çevresini Germiyanoğulları Beyliği' nin hakimiyetinde görüyoruz, XIII. Yüzyılın ilk yarısında Anadolu Selçuklu Devleti'nin hizmetinde olarak Malatya taraflarında meskun bulunan Germiyan Asireti'nin, muhtemelen 1241'de Baba İshak isyanının bastırılmasından sonra II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında veya bir müddet sonra Kütahya-Uşak bölgesine yerleştirildikleri anlaşılmaktadır. Çünkü Cimri (Alaaddin Siyavuş) hadisesinde Germiyanlıların faal bir rol oynamaları bu aşiretin Cimri hâdisesinin ortaya çıkısından (1277) önce Kütahya- Uşak yöresine yerleştiklerini göstermektedir. Bu hâdise sırasında Sahip Ata Oğulları emrinde görülen Germiyanlılar, bundan sonra artık Batı Anadolu'da en kuvvetli beylik haline gelmiştir.

Beylikler döneminde Germiyanoğulları’ na tabi olan Uşak ve çevresi, 1391 de Yıldırım Bayezid' in Germiyanoğulları hakimiyetine son vermesi ile Osmanlılara dahil olmuş, Fetret Devrinde beylikler tekrar canlanmış, 1429 yılında Germiyanoğulları’ nın son hükümdarı II. Yakup Bey' in vasiyeti ile Osmanlı Devletine kalmıştır. Uşak, Osmanlı hakimiyetine girdikten bir süre sonra yapılan idari taksimata göre Anadolu Eyaletine bağlı Kütahya Sancağının bir kazasıdır. Her ne kadar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivindeki 16.yüzyıla ait 48 numaralı Kütahya Sancağı Tapu Tahrir Defterinde Uşak nahiye olarak geçmekte ise de Mustafa Çetin Varlık'ın "16.Yüzyılda Kütahya Sancağı" (1980) isimli kitabında, 1513 tarihinde Uşak Kütahya Sancağının kazaları arasında gösterilmektedir. Uşak bu statüsünü 1530 tarihinde de muhafaza etmektedir.

16.yüzyılda detaylı şekilde bilgi bulabildiğimiz Uşak kazası hakkında daha sonraki yıllarda belgelere dayalı fazla bir bilgiye rastlanmamaktadır. 17.yüzyıla ait bilgiler çoğunlukla seyahatnamelerde mevcuttur. Bu yüzyılda yaşayan Katip Çelebi’nin (1605-1658) "Cıhannüma" adlı eserinde ; "Uşak, Kütahya’dan doğuya bir merhale Murat Dağı yakınında, bir dere içinde kaleli bir kasaba, 150 adet köyü bulunan mamur bir kazadır. Kasabası geniş bir ovanın doğusuna düşüp köyleri o ovada bulunmaktadır. Seccade ve halısı meşhurdur." diye bahsedilmektedir.

Uşak hakkında aynı yüzyılda yazılmış bir diğer kaynak da Evliya Çelebi'nin "Seyahatname" adlı eseridir. Bu eser Katip Çelebi'nin Cihannüma’sından daha sonraki yıllarda yazılmıştır. Verilen bilgiler kesin olmamakla birlikle Katip Çelebi'nin anlattıklarını teyit eder niteliktedir.

Seyahatname’ye göre Uşak; Kütahya Sancağı dahilinde bulunan bir kaza olup, Gevher Sultan 'Has'sıdır. Şehir, doğuda Banaz, kıble tarafında Honaz, güneyde Komar, batıda Kule, kuzeyde Gediz olmak üzere beş kapısı olan bir kale ile çevrilidir. Eserde kalenin özellikleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Buna göre; kalenin müstahkem olmadığı, beş arşın yükseklikte, şeklinin kare olduğu, Buğday Pazarı kapısında hendek bulunduğu ve 1598 tarihinde Uşak halkının Celali İsyanlarından dolayı bu kaleyi tuğla ve taşlarla tamir ettikleri anlatılmakladır.

Uşak. Osmanlı yönetimi altında l7 ve 18. yüzyıllarda münferit olaylar hariç uzun süre barış içinde yaşamıştır. 19. yüzyılda siyasa! açıdan sakin bir dönem geçiren Uşak canlı bir ticaret şehri haline gelmiştir. Özellikle halı ve kilimleri İzmir yoluyla İngiltere ve Fransa'ya kadar ulaşmıştır. Alaşehir-Afyon Demiryolunun 1869 yılında tamamlanmasıyla İzmir Metropolü ile Uşak arasında ulaşım kolaylaşmış ve ticari hayat daha da canlanmıştır. 19.yüzyılın ikinci yarısındaki Uşak hakkında "La Turquie d'Asie" adlı eserinde bilgi veren Vital Cuinet, evlerin büyük çoğunluğunun pişmemiş tuğladan yapıldığını, 1890 da ise hem daha sağlam hem de daha zarif olan ahşap evlerin tercih edildiğini belirtmekledir.

İzmir'in işgalinden sonra Batı Anadolu’da Gediz ve Menderes vadilerinde ilerlemeyi planlayan Yunan kuvvetleri; 25 Mayısta Manisa'yı, 29 Mayısta ise Turgutlu'yu işgal etti. Bu işgaller karşısında Alaşehir'de Kuvayı Milliye teşkilatı kuruldu. Akabinde Uşak'ta da kıpırdanmalar başladı. İzmir'in işgali sırasında 17. Kolordudan ayrılarak Uşak'a gelen Selanikli Kaymakam Fuat Bey, Yüzbaşı Hakkı Bey, ve Sökeli Hilmi Bey burada gizli bir cemiyet kurdular. Ödemiş'in 1 Haziranda istilaya uğraması üzerine Uşak'a gelen Alaşehir Mevkii Kumandanı Süleyman Sururi Bey'in Teşkilatı Mahsusa ile bir irtibatı vardı. Sururi Bey'in etkisiyle bu cemiyetin adı "Müdafaa-i Hukuk Heyeti Milliyesi" şeklinde değiştirilerek Karakol Cemiyeti ile bağlantısı sağlandı. Kuvayı Milliyeye karşı olan kaymakam ve belediye reisinin bütün baskılarına rağmen Uşak'ta milli hareket sindirilemedi.

Gizli cemiyetin çalışmaları neticesinde Salihli Cephesinden ayrılan bir bölük Eşme'den takviye alarak 17 Temmuz 1919 günü Uşak'a girdi ve şehre hakim oldu. Ardından Gediz ve Simav'da Kuvayı Milliye teşkilatı kuruldu.Kuvayı Milliyecilerin Uşak'ta hakimiyeti ele geçirmesi, İstanbul ve İşgal kuvvetlerine "Kuvayı Milliyeciler hrıstiyan nüfusa saldırdı" şeklinde aksetti. Düşman kuvvetleri İstanbul Hükümetine baskı yaparak Uşak'ta asayişin sağlanmasını istedi. Hükümet, Afyonda bulunan l 500 kişilik 23. Fırkayı Uşak'a göndermek istedi. General Milne fırkanın Kuvayı Mılliye'ye katılabileceğini düşünerek bunu kabul etmedi.

Eski bir ittihatçı olan İbrahim Tahlakılıc (Dalkılıç) gizli bir cemiyet olan "Müdafaa-ı Hukuk Heyet-î Mılliyesi" cemiyetinin içinde yer almadı. Hatta bu cemiyetin zarar vermesinden endişe duyarak 30 Temmuz 1919 da "Redd-i İlhak" cemiyetini kurdu. İbrahim Bey'in başkanı olduğu bu cemiyet milli kuvvetlerin halka zarar vermelerini önlediği gibi Uşak’ta Kuvayı Milliye hareketini yaygınlaştırdı.

İzmir'in işgalinin ardından Uşak'ta bu gelişmeler yaşanırken, bütün Batı Anadolu’yu kapsayacak bir üst kongre niteliğinde "Alaşehir Kongresi" 15-16 Ağustos tarihinde toplandı. Kongreye; Balıkesir, Manisa-Alaşehir, Sındırgı, Buldan, Gördes, Uşak, Ödemiş, Bozdağ, İnegöl, Denizli-Nazilli, Akhisar ve Ayvalık'tan temsilciler katıldı. Kongrede Hacım Muhittin Çarıklı başkan, Uşak temsilcisi İbrahim Bey ise Başkan yardımcısı seçildiler. II. ve III. Balıkesir kongrelerinin ardından Ekim Ayı içerisinde Uşak'ta bir kongre toplandığına dair bilgiler bulunmakla birlikte oldukça sınırlıdır. Alaşehir Kongresinde kurulması kararlaştırılan "Alaşehir Heyet-i Merkeziyesi" 14 Eylül 1919’ da ilk toplantısını yaptı. Daha sonra, Heyet-i Merkeziye Talimatnamesi’ nin 8. Maddesi olan "Heyet-i Merkeziye, karargahını kendisi için muafık göreceği mahalle nakil edebilir" hükmüne istinaden merkezini Uşak'a nakletti. Heyet-i Merkeziye Uşak'ta ilk toplantısını İbrahim Bey'in başkanlığında gerçekleştirdi. Sivas Kongresinde bütün cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında toplanması karan alınmasına rağmen, Uşak'ta Heyet- i Merkeziye "Hareket- i Milliye Redd-i İlhak Cemiyeti Heyeti-i Merkeziyesi" adını korudu. Bu isimden daha önce Uşak'ta kurulan Redd-i İlhak Cemiyeti ile Heyet-i Merkeziyenin bütünleştiği anlaşılmaktadır. Uşak Heyet-i Merkeziyesinin görevi sadece cepheye asker göndermek değildi. Cephe gerisinde de ihtiyaçları gidermek için büyük gayretler sarf ediyordu.

Sivas Kongresinin toplanmasından sonra Yunan kuvvetlerinin harekete geçmesiyle İzmit, Eskişehir ve Konya livaları en hassas bölgeler haline geldi. İstanbul Hükümeti bu bölgelerde Kuvayı Milliye teşkilatının kurulmasını önlemeye calıştı. Heyet-i Temsiliye ise İstanbul Hükümetini istifaya zorlayarak bu bölgelerde gücünü arttırmak istiyordu. Bu karmaşa içinde Garbi Anadolu Umum Kuvayı Milliye Kumandanlığına Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Eskişehir Mıntıka Kumandanlığına Atıf Bey, 23. Fırka Kumandanlığına Ömer Lütfi Bey getirildiler. Harbiye Nazırı Mersinli Cemal Paşa, Batı Cephesinde yaptığı yeni düzenleme ile 23. Fırkayı Konya'da bulunan 12. Kolorduya bağladı. Heyet-i Temsiliye yaptığı çalışmalar neticesinde 23. Fırkayı kendi denetimi altına aldı.

23. Fırkanın 68. Alayı bir taburu eksik olarak Uşak'a yerleşti. 8 Ocak 1920 tarihinde 23 Fırkanın kumandanlığına Aşir Bey tayin edildi. Fırkanın içinde milis tümeni de vardı. İbrahim Bey'in isteğiyle kurulmuş olan Uşak Hücum Taburu Ocak 1920 tarihinde milis tümeninin içinde yer aldı.

Yunanlılar silah zoruyla Sevr Antlaşmasını Osmanlı Devletine kabul ettirebilmek için 22 Haziran 1920 tarihinde taarruza başladılar. Yunan kuvvetlerinin bir kolu Bursa tarafına, bir kolu da İzmir'in doğusuna doğru harekete geçti. 29 Ağustosta Uşak'ı işgal etti. Yunanlılar Uşak'a girdikleri zaman eşraftan ve köylülerden pek çoğunun evlerini yağmaladılar. Ayrıca işgal sırasında Yunan askerleri pek çok kişiyi öldürdü. Bu katliamda ne suç tespiti yapıldı ne de mahkeme kararı alındı. Yunanlılar işgalden sonra şehre yerleşmek için bazı evlere el koydular. Uşak'ta yerli halkı sindirmek gayesiyle nüfuzlu kişileri, Atina ve Yunan adalarındaki esir kamplarına sürdüler. Sürgüne gönderilen 300 kadar vatandaşımız 10-12 ay sürgünde kaldılar. Bunlar Kuvayı Milliyeye katıldıklarından dolayı sudan bahanelerle suçlandılar. 29 Ağustos 1920 de işgal edilen Uşak, iki yıl iki gün süren Yunan işgalinden 1 Eylül 1922 günü kurtuldu.

Milli mücadele yıllarında Uşak, maddi ve manevi bakımdan zarara uğramasına rağmen, Cumhuriyet Türkiyesi’nde ilk girişimlerle sanayi hamlesini başlatmıştır.

Osmanlı devrinde Hüdavendigar Vilayetinin Kütahya Sancağına bağlı bir kaza olan Uşak, 20 Nisan 1924 tarihli 491 Sayılı Teşkilat-i Esasiye Kanunu ile yapılan idari düzenlemede yine Kütahya Vilayetinin bir kazası olarak kaldı. Türkiye Cumhuriyetinin yeni idari yapısı içinde Banaz, Sivaslı, Karahallı ve Ulubey Nahiyeleri, Uşak Kazasına bağlandı. 9 Temmuz l 953 tarih ve 6129 Sayılı kanunla vilayet haline getirilen Uşak'a Manisa ilinden Eşme ilçesi bağlandı. Nahiyeler ilçe statüsüne getirildi.

Sayfa BaşıBölüm Başlangıcı

UŞAK EKONOMİSİ


Yüzölçümü : 5.341 km2
İlçe sayısı (merkezle) : 6
Belediye sayısı : 24
Köy sayısı : 243
Toplam nüfusu : 322.313
Toplam tarım alanı : 242.114 hektar
Kuru tarım alanı :228.637 hektar
Sulu tarım alanı : 15.182 hektar
Orman alanı : 220.127 hektar
Tren Yolu Ağı : 159.km

NÜFUS

1924 Türk Ticaret Salnamesinde Uşak merkezinin nüfusu 15 bin. Uşak kazasına bağlı nahiye ve köylerin (150 civarında köy ve Karahallı, Ulubey ve Banaz Nahiyeleri) nüfusu ise 70 bin'dir. Buna göre 1924'te Cumhuriyet' in 1. yılında Uşak'ta 85 bin kişi yaşamaktadır. 1926 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Devleti Salnamesinde ise Uşak'ın nüfusu. 91.298 kişi olarak verilmektedir.

Cumhuriyet Devri'nin ilk nüfus sayımı 28 Ekim 1927' de yapılmıştır. Bu sayım sonuçlarına göre Uşak Kazası'nın toplam nüfusu 88.463 olarak tespit edilmiştir. Bunun 40.965'i erkek. 47.678'i kadındır. Yine aynı nüfus sayımı sonuçlarına göre merkez nüfusu 16.887’dir.

Sayım Yıllarına Göre Nüfus

Yıllar     Toplam Nüfus         Nüfus Artış Hızı (Binde)           Türkiye Geneli
1927       88 643                                 -                                        -
1935       97 226                          11,55                                    21,10
1940     100 585                            6,79                                    17,24
1945     107 335                          12,99                                    10,59
1950     117 645                          18,34                                    21,73
1955     165 374                          68,10                                    27,75
1960     184 733                          22,14                                    28,53
1965     190 536                            6,18                                    24,63
1970     207 512                          17.06                                    25,19
1975     229 679                          20.29                                    25,01
1980     247 224                          14,72                                    20,65
1985     271 261                          18,55                                    24,88
1990     290 283                          13,55                                    21,71
2000     322 313                          10,46                                    18,28

Uşak’ta nüfus artışı ülke genelinden düşük seyretmektedir. 1950-1955 yıllarındaki binde 68,10’luk artış, 1953 yılında il olması ve Eşme’nin Manisa’dan ilimize bağlanmasından kaynaklanmaktadır. Son yıllarda Türkiye nüfusu artış hızına paralel bir düşüş görülmektedir.

EKONOMİ

Uşak, Türkiye'de ilk sanayi kuruluşlarının ortaya çıktığı yörelerimizden biridir. Uşak'ta imalat sanayinin kurulmasında belirleyici rolü halı ve kilimcilik oynamıştır. Halıyla ilgili girdilerin bir bolümü geleneksel metotlarla üretilmiş, üretimin artmasıyla bu girdiler talebi karşılayamamıştır. Bu durum fabrikasyon üretimi zorunlu hale getirmiştir. Müteşebbis bir ruha sahip Uşaklı ticaret erbabı iplik fabrikasının yapımına başlamıştır. İlk olarak 1905 yılında Bıçakçızade Biraderler ve Mehmet Zeki Kumpanyası iplik fabrikasını açmışlar, bunu 1910'da acılan Hamzazadeler ve Şürekası İplik ve Şayak Fabrikası ve Yılancızade Biraderler ve Şürekası Şayak Fabrikası izlemiştir. 1913 yılında yapılan sanayi sayımı sonuçlarına göre; yün ipliği üreten ve dokumacılık yapan 13 kuruluşun 3' ü Uşak’tadır. Bu yıllarda ülkemiz genelinde çok az sayıda fabrika olduğu göz önüne alınırsa Uşaklı ticaret erbabının girişimciliği daha da iyi anlaşılacaktır.

1923 yılında Ticaret ve Sanayi Odasının kuruluşunu müteakiben, dağınık bir durumda bulunan tacir ve sanayiciler bir çatı altında toplanmışlardır.

1926 yılında Türkiye'nin ilk şeker fabrikası hizmete açılmıştır. Bu fabrikanın en karakteristik özelliği; Türkiye'nin ilk çok ortaklı özel sektör kuruluşu olmasıdır. İsletmeye açıldıktan bir süre sonra isletme sermayesi sıkıntısından dolayı fabrika, Atatürk'ün emriyle devletleştirilmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'nin sanayileşme hamlesine öncülük eden Uşak, bu görevine zaman içinde de devam etmiştir. Ana üretim konusunu tekstil, deri ve seramik oluşturmaktadır. Halihazırda iç piyasada tüketilen giysilik derinin % 60'ı, gazlı sargı bezinin % 91' i, pelüş battaniyenin % 90’ ı, yün ipliğin % 65’ i, seramiğin % 20’ si Uşak’ta üretilmektedir.

Organize Sanayi Bölgesi:

Uşak il merkezinde organize sanayi bölgesi kurulmasına Bakanlar Kurulunca 24.10.1976 tarihinde karar verilmiş, bu karar 30. 01. 1977 tarih ve 15 835 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Karar tarihinden 1984 tarihine kadar konu üzerinde ciddi bir çalışma yapılmamıştır. 1984 yılında Uşak Ticaret ve Sanayi Odası konuyu tekrar ele almış ve İl Özel İdaresi. Uşak Belediyesi işbirliğinde bu kuruluşlardan ikişer kişinin katılması suretiyle 28.11.19S4 tarihinde 6 kişiden oluşan “UŞAK ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ MÜTEŞEBBİS TEŞEKKÜLÜ” kurulmuştur.

Uşak Organize Sanayi Bölgesi; Uşak-İzmir Karayolunun 14 - 18 km sinde 3.782 dekar alan üzerinde kurulmuştur. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının kredi desteği ve müteşebbis teşekkülün sorumluluğu altında Uşak Organize Sanayi Bölgesi altyapı inşaatı 09.10.1987 tarihinde ihale edilmiş, üç yıl gibi kısa bir zamanda temel altyapı bitirilmiş, bölgede ilk sanayi tesisi (Hitit Seramik A.Ş) 1990 yılında üretime geçmiştir. Bölge içinde 358 adet sanayi parseli bulunmaktadır.

Karma Organize Sanayi Bölgesi

Uşak'ta Organize Deri Sanayi Bölgesi kurulması amacıyla il Özel idaresi, Uşak Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğinde, bu kurululardan ikişer üyenin katılmasıyla 19.01.1988 tarihinde UŞAK ORGANİZE DERİ SANAYİ BÖLGESİ MÜTEŞEBBİS TEŞEKKÜLÜ oluşturulmuştur. l989 yılında Usak-Denizli Karayolunun 8-10 km.sinde 2 613 dekar alan kamulaştırılmıştır. Altyapı inşaatı 1995 yılında başlamış ve 2001 yılında tamamlanmıştır. Arıtma tesisi inşaat kısmı tamamlanmak üzeredir. Makine montajı yapılması gerekmektedir. Bölgede 446 adet sanayi parseli bulunmaktadır. Bölgede tesisleşmenin kolaylaştırılması için 2003 yılında karma organize sanayi bölgesi haline getirilmiştir.

Yüzölçümü olarak 64. nüfus büyüklüğü olarak 58. sırada yer alan Uşak, gayri safi milli hasılaya katkı açısından % 0,3 lük payla 58. sıradadır. Kişi başına düşen milli gelir sıralamasında ise (2001) 1 436 dolarla 50. sırada yer almaktadır.

Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre 2002 ithalatı 24 milyon dolar, 2002 yılı ihracatı 13 milyon 500 bin dolar olarak tespit edilmiş olsa da ilimizde üretilip başka gümrüklerden çıkış yapan ürünlerle ihracat 300 milyon dolar, ithalat 280 milyon dolar seviyesindedir.

TARIM

İl alanının % 45, 34 ‘ ü tarıma elverişlidir. Tarım alanlarının % 93’ ü tarla arazisidir. Gerek tarım alanlarının azlığı, gerekse bu alanların sadece % 8 kadarının sulanması, ilde sanayileşmeyi zorunlu hale getirmiştir. Uşak ili tarımsal üretim açısından kendine yeterli değildir.

242 114 hektar tarım alanının 191 749 hektarı sulamaya elverişlidir. Sulamaya elverişli alanın 7 494 hektarı Köy Hizmetleri, 2 287 hektarı Devlet Su İşleri ve 5 401 hektarı vatandaş imkanları ile olmak üzere 15 182 hektar alan sulanmaktadır.

SOSYAL DURUM

İş ve Çalışma Hayatı:

Uşak ilinde, tarım alanlarının ve hayvancılık için meraların yetersiz oluşu tarıma dayalı bir ekonomi yerine, ulaşım imkanlarının verdiği avantaj ve tarihten kaynaklanan özelliği ile sanayi ağırlıklı bir ekonomiden bahsetmek mümkündür. Mevcut sanayi ağırlıklı olarak küçük ölçeklidir ve % 70’ i 5 ile 10 işçi çalıştıran işletmelerden oluşmaktadır. 1998 yılına kadar il genelinde iş arayan kimse bulunmazken yaklaşık beş yıldır devam eden ekonomik kriz nedeniyle toplam kapasite kullanım oranları % 30 seviyelerine gerilemiştir. Aktif sigortalı sayısı 1999 da 32 000 iken 2002 yılında 21 000’e (% 34,5) gerilemiştir. Bugün itibarıyla aktif sigortalı sayısının 28 792’ ye çıktığı, krizin üstesinden gelinmeye başlandığı görülmektedir.

TURİZM

İlimiz doğal, tarihi, kültürel ve folklorik değerler bakımından çok zengindir. Yoğun olarak Lidya uygarlığının izlerine rastlanan Uşak’ta Blaundos (Sülümenli), Selçikler (Sabeste), Güre gibi Hellenistik ve Roma dönemine ait kentlerin yanısıra hanlar,hamamlar,köprüler,tarihi Uşak evleri, camiler gibi çok sayıda sivil mimari örneklerine de rastlamak mümkündür.

COĞRAFİK YAPI

Ege Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi arasında bir geçit oluşturan Uşak, İç Batı Anadolu eşiği üzerinde yer almaktadır. İl alanı geniş bir plato görünümündedir. Yukarı Gediz ile menderes arasındaki yaylaların merkezinde bulunan Uşak, kuzey ve güney uzantılı iki ovanında kuzeye açılan noktasında yer almıştır. Murat dağı, Bulkaz dağı ve Ahır dağı, ilin kuzey-kuzeydoğu ve doğudaki doğal sınırlarını oluşturmaktadır. Uşak ovasının kuzey kısmına bakıldığında, yer yer küçük tepelerin olduğu görülür. Bu açıdan Uşak ulaşım olanakları bakımından elverişli bir coğrafi konuma sahiptir İlin deniz seviyesinden yüksekliği 906 m., yüz ölçümü ise 5,341 Km2’dir. Batı rüzgarlarının hakim olduğu ilde, karasal iklim hüküm sürmekle birlikte geçit yerinde bulunmasından dolayı, yazın Ege’nin yakıcı sıcağı, kışın iç Anadolu’nun sert soğuğu Uşak’ı etkilemez. Yılın en sıcak aynı haziranda yaşayan ilde ortalama sıcaklık 20.6 derecedir. En soğuk ay Şubat ayıdır. İlde yıllık yağış miktarı 464 mm/m2 ve ortalama nispi nem oranı da %66’dır.

Büyük menderesin kolu olan Banaz Çayı ve Gediz ırmağı ilin iki önemli akarsuyudur. İlin en yüksek coğrafik yapısı Elinoğlu tepesidir. (1.387 m.) bunun yanı sıra 2.309 m yükseklikteki Murat doğunun belli bir kısmı da Uşak sınırları içinde ye almaktadır. Uşak’ta iklim koşullarınca belirlenen bir bitki örtüsü vardır. Ege ve İç Anadolu bitki örtüsüyle Uşak’ın bitki örtüsü arasında benzerlikler görüldüğü gibi farklılıklarda görülmektedir. Ege bölgesinin tipik bitkisi olan zeytine Uşak’ta pek rastlanmamaktadır. Bunun yanı sıra Karasal iklimin bozkır özelliği taşıyan bitki örtüsü geniş alanlar kapsar ve çok sık ormanlara rastlanır. Bu ormanlara da çeşitli ağaç türleri görülmektedir. Örnek olarak meşe, karaçam, kızılçam, palamut, dişbudak, ahlat, karaağaç, çınar ve ardıç verilebilir.

İlin Banaz, Eşme, Karahallı, Sivaslı ve Ulubey olmak üzere toplam 5 ilçesi vardır.

BANAZ İLÇESİ

Kuzeyinde Gediz ve Altıntaş, güneyinde Sandıklı ve Sivaslı, doğusunda Sincanlı batısında Uşak merkez İlçeleri ile sınırlanmıştır. Denizden yüksekliği 914 metredir. Banaz'a ilk yerleşim Konya Selçukluları devrinde 1176 da başlar. 1302-1429 tarihleri arasında Banaz, Kütahya Germiyan Beyliğinin kazasıydı. 1429-1451 tarihleri arasında Ankara Beylerbeyliğine bağlanınca Banaz yine Kütahya Sancağının kazası olarak kaldı 1520-1591 tarihleri arasında Kütahya, Bursa Vilayetinin Sancağı olunca Banaz yine kaza olarak kaldı 1591 de Kütahya'nın bazı kazaları kaldırılınca Banaz'da nahiye merkezine dönüştürüldü. 1912 yılında nahiye merkezi İslam Köyüne getirildi. 1953 yılında Uşak İl Merkezi olunca Banaz da Uşak'a bağlı bir ilçe merkezi oldu. 1954 de Gediz den Cambunt (Ayrancı) Baltalı yukarı Karacahisar Çeçe(Çamsu) Ovacık, Gülek, Küçükler (Çiftlik) 1971 de Karaköse, Çiftlik, Balcıdamı, Yazıtepe (Dalaköy) Banaz'a bağlanarak 45 köy ve 2 kasabalı bir ilçe merkezi oldu. Banaz. Uşak Ankara karayolunun 31. km.sindedir. Tren Yolu da Banaz'dan geçer. Bu ulaşımlar Banaz'a canlılık getirmiştir. Banaz çayı ovasını zenginleştirdiği için tarım da gelişmiştir.

EŞME İLÇESİ

Manisa ya bağlı bir ilçe iken Uşak'ın il olmasıyla buraya bağlanmıştır. Uşak Merkez İlçe Banaz, Sandıklı, Çivril, Ulubey, Alaşehir, Kula ilçeleriyle çevrilidir. Yüzölçümü 1338 Km2 dir. Denizden yüksekliği ise 823 metre dir. Eşme İlçesinin Uşak'ın tarım ürünlerinin yetiştirilmesinde önemli bir yeri vardır. Ev tezgahlarında üretilen kilimleriyle ünlü olan Eşme, tütün üretimi açısından Uşak'ın önde gelen ilçelerindendir. Yüzölçümü olarak ilin en büyük ilçesidir. Arazinin büyük bir bölümü kıraç ve makiliktir Bu nedenle hayvancılık, özellikle kılkeçisi ve Tavuk besiciliği gelişmiştir. İklim kara ikliminin tipik özelliğini taşır. Uşak'ın diğer ilçelerine göre yazları daha kurak ve kışları daha serttir.

KARAHALLI İLÇESİ

Doğusunda Çivril, Batısında Ulubey, Kuzeyinde Uşak, Güneyinde Çal, Kuzey doğusunda Sivaslı yer alır. Yüz Ölçümü 460 Km 2 olup Uşak'a olan uzaklığı 65 Km.dir. Pazarcılık ve Manifaturacılık yapan Karahallılılar ticaret ve sanayi alanında da kendilerini göstermişlerdir Karahallı'nın içinde bulunan ipek yolunun ilk günlerinden beri pek çok medeniyet görmüş Clandıras köprüsü vardır ki tarihi İsa'dan önce 600 yıla uzanır. Karahallı’da ilk belediye 1907 yılında kurulmuş olup 1908 yılında da nahiye durumuna gelmiştir.

SİVASLI İLÇESİ

Kuzeyinde merkez ilçe Güneyinde Çivril, Doğusunda Banaz ve Sandıklı, Batısında Ulubey yer alır. Sivaslı ilçesi Uşak - Denizli yolu üzerinde olup Uşak'tan Güneye ve Güney batıya açılan tek yoldur. İlçede besi hayvancılığı oldukça gelişmiştir. Et ürünleri bakımından çevre il ve ilçelerin ihtiyacını karşılamaktadır Hacımsultan Türbesi ve Selçikli Harabeleri önemli tarihi kalıntılardandır.

ULUBEY İLÇESİ

Doğusunda Karahallı, Batısında Eşme, Kuzeyinde Merkez ilçe, Güneyinde Çal ve Güney yer alır. İlçenin İsmi önce Göbek sonra Ulugöbek daha sonra da Ulubey olarak tarihe geçmiştir. Çevresinde bulunan antik kentlerden hareketle M.Ö. 4000 yılına kadar uzanan bir geçmişi vardır. Halk geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Sülümenli Harabeleri, Aksaz Kaplıcaları, Tümülüsler ve kanyonlar gibi önemli tarihi kalıntıları bağrında saklamaktadır.
Sayfa BaşıBölüm Başlangıcı

KARUN HAZİNELERİ UŞAK'TA


Karun Hazine
Batı Anadolu’nun iç batı bölgesinde yer alan Uşak, pek çok medeniyete beşiklik etmiş önemli bir yerleşim birimidir.

Uşak ve çevresindeki yerleşimi M.Ö. VI. yüzyıla kadar götüren son araştırmalar, Bronz Çağında iskanın daha belirgin olduğunu ortaya koymaktadır. M.Ö. 1000 yılında Frig kültürünün batı sınırında kalan Uşak ve çevresi, daha ziyade İon kültürünün tesiri altında kalmıştır. Frig hakimiyeti döneminde köylüler ziraatla meşgul olmuşlar, mezar üstüne yığma tepeler, kayalar içine de odalar ve koridorlardan oluşan binalar oymuşlardır. Bu döneme ait olarak, Uşak’ın Bozkuş köyünün 3 km. kuzey-batısında Elma dağına inen vadide, yerden 30-40 metreyi bulan yükseklikte pek çok odalar vardır. Odalar içerisinde düzenli olarak ambar, raf, ocak ve taşa oyulmuş halka şekillerin bulunması bu devirde Uşak ve çevresindeki kültürel yapı hakkında bilgi vermektedir. Uşak’ın batı kısmındaki Değirmen Deresi üzerinde yer alan Kayaağıl’da da aynı tarzda odalar bulunmuştur.
Karun Hazine
Lidya Krallığı’nı Kral Gyges’in ele geçirmesinden sonra Uşak topraklarının da önemli bir kısmı Lidya Krallığı’nın hakimiyeti altına girdi. Dünyada ilk parayı basması ve kullanması ile meşhur devrin en zengin krallığı olan Lidya, Efes’ten Sus’a kadar yaptırmış olduğu Kral Yolu; Gediz (Hermos) nehrini izleyerek, Uşak İli sınırları içerisinde bulunan Güre Köyü Keromon Agora kentlerinden geçmektedir.

M.Ö. 546’da tahta çıkan son Lidya Kralı Kroisos ile Pers Kralı Kyros arasında yapılan savaşın sonunda Lidya krallığı hakimiyeti sona erdi. Bundan sonra bölge, İran’dan gelen Perslerin hakimiyeti altına girdi. Makedonyalı olan Büyük İskender’in Anadolu seferi neticesinde Pers hakimiyeti M.Ö. 334 yılında sona erdi. Büyük İskender’in ölümünden sonra Uşak ve yöresi İskender’in önemli komutanlarından Antigon’un idaresine bırakılan topraklar içerisinde yer aldı. Ardından Bergama krallığı’nın idaresi altına giren Uşak ve civarı, M.Ö. 189 yılında Roma Konsülü Montius’un, yani Roma İmparatorluğu hakimiyetine geçti. Kavimler Göçü nedeniyle zayıflayan Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma (Bizans) sınırları içerisine dahil oldu. Uşak M.S. XII. yüzyıla kadar Bizans Devleti idaresi altında kaldı.

Karun Hazine
Çağda Anadolu’nun batısında yer alan, Güney Karai, kuzeyi Mysia, doğusu Phrygia, batısı İonia ve Aiolia bölgeleri ile çevrili alana Lidya adı verilmiştir. Batılı tarihçi Heredot’a göre, üç sülalenin yönettiği Lidya imparatorluğunun son sülalesi Mermnadlar, ülkeye yaklaşık 141 yıl egemen olmuşlar, Lidya’nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden en önemli ülke olmasını sağlamışlardır. Saray entrikaları ile ikinci sülale Heraklidler’den imparatorluğu ele geçiren üçüncü sülale Mermnadlar, Kral Gyges ile başlar. Ardys, Sadyattes, Alyattes ile devam edip, Kroisos (Karun) ile son bulur.

M.Ö. 7. yüzyılın ilk yarısında Gyges ile başlayan güçlü Lidya İmparatorluğu parayı icat ederek, insanlık tarihindeki en önemli buluşlarından birini gerçekleştirmiştir. İlk Çağ dünyasının ekonomik gelişimini hızlandıran bu olay tarihin akışını da değiştirmiştir. Lidya’nın İlk Çağ dünyasının en zengin ülkesi durumunda olmasının en önemli sebebi Tmolos (Bozdağlar) dağlarından çıkan ve Hermos (Gediz) nehrine karışan, başkent Serdes’ten geçen Paktalos (Sart deresi) deresinin alüvyonları içerindeki altındır. Buradan elde edilen altın Lidya’nın kaderini belirlemiştir. Birtakım saray entrikaları ile ülkeyi ele geçiren Kral Kroisos, babası Alyattes’in ölümünden sonra MÖ.560 yılında tahta geçmiş ve akıl almaz zenginliği sayesinde “Karun Kadar Zengin” deyimiyle ününü günümüze kadar taşımıştır.

M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait, Uşak ilinin 25 km. batısında, Uşak-İzmir karayolu üzerinde bulunan Güre Köyü yakınlarındaki Mıdıklı, İkiztepe, Aktepe, Haylaztepe ve Hartatepe’deki Lidya tümülüslerinde kaçak kazılarla bulunup kaçırılan ve tekrar ülkemize geri getirilen eserlere “Karun Hazineleri” denmektedir. Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen altın, gümüş, bronz ve mermerden meydana gelmiş olan bu hazineler, 1965-1966 ve 1967 yıllarında kaçırılmışlardır. Kültür Bakanlığı bu eserleri geri getirmek amacıyla New York Metropolitan Museum of Art aleyhine dava açmış ve sonucunda eserler 1993 yılında ülkemize geri getirilmiştir. Bu eserler Uşak Müzesi’nde sergilenmektedir.

Karun Hazine
Para, yüzük, küpe, kolye, bilezik, broş, enfiye ve krem kutuları gibi aksesuarların yanında kepçe, süzgü, çanak, kapak gibi çeşitli kaplardan oluşan hazinelerin üzerindeki eşsiz işçilik günümüzde bile hayranlık uyandırmaktadır. Yapıldığı dönemin en usta elleri tarafından, umutların işlendiği parçaların ayrıntıları paha biçilememe nedeni olarak görülmektedir.
Sayfa BaşıBölüm Başlangıcı
Sayfa BaşıSayfa Başlangıcı